Bir haftasonu macerası / Zonguldak

12:15

memleket, toprak, baba ocağı.. ahah, yaşlanıyorum galiba.. toprak çekiyor işte..

cuma akşamından ankara-zonguldak yoluna koyulduk, 12 yıldır git-gel yaptığım bu yol (nedense) hala "bozuk satıh" tarlası.. 270km yol 5 saatte gidilebiliyor.. neyse acelemiz yok.. kavuştuk annemize, babamıza, anneannemize, evimize, odamıza, sisli puslu dumanlı yağmurlu çamurlu zonguldak'ımıza.. yağdı da yağdı mübarek.. biz bereketimizle geliyoruz diyorum hep, 27 ağustos'taki düğünümüzde de gök yarılmıştı sanki, hatta elektrikler kesilmişti de mumlar eşliğinde girmişti davetliler salona, ne kadar romantik ama değil mi :))


 haftasonu için şehir dışına çıkmayı pek sevmiyorum aslında.. evdeki işleri hep haftasonuna ertelediğimden, işlerim yarım kalıyor, gittiğim yerde de hep eve gidince şunu yapsam, en azından bir depo çamaşır atsam iki gömlek ütülesem, şöyle bir süpürsem tozu haftaiçi alsam falan, eheh var bir manyaklık evet :)



neyse efeniim, doyamıyorum da ben böyle kısa süreli ziyaretlerde ne sevdiklerime ne gittiğimiz yerlere.. bir de herşey ucu ucuna olmak zorunda oluyor ya, zaman sınırlı, görebileceğin yerler/kişiler sınırlı.. olmuyor öyle, bana uymuyor..

duygusal bir dönemim de değildi ama hiç ayrılasım gelmedi, zaten doyamadım ki.. anaannem de tuz biber ekti, elinden bir su içeyim, bir daha sarılayım öpeyim derken ağlamamak için zor tuttum kendimi.. ailede sağ kalan en büyüğümüz o, Allah ona uzun ömürler versin inşallah, pek duygulandırdı beni köftehor, hayır duasını aldık - iyi ki de almışız yoksa dönüş yolu maceramız pek de iyi sonuçlanmayabilirdi.. 

bozuk satıh diye diye lastiğimizi yardık ya la, eneee :) kasise girmemizle lastiğimizin patlaması bir oldu, hemen sağa çektik..  ne ben ne de eşim anlarız kriko/stepne vs.den, kar yağıyor bir yandan - tipi kıyamet, tünele 5-10 km mesafedeyiz, yakınlarda hiçbiryer yok, yavru köpek gibi birbirimize bakarken bir baktık sağ tarafa bir araba daha çekmiş sağa.. iki genç delikanlı (hızır aleyhisselam böyle yetişiyor işte demek ki :)) geçmiş olsun hayırdır vs. dediler 5 dk.da lastiği değiştirdiler, bir 10km uzaktaki lastikçiye kadar eşlik ettiler! insan kıllanmıyor değil, beyaz bir şahin yol kenarında niye durmuş, Allah'ın yardım eli mi yoksa üçüncü sayfa haberi mi.. içim mi fesat, bilmiyorum ama yok ben böyle değildim sonradan oldum diyebilirim.. küçük bir ilde yaşarken güven duygum daha güçlüydü, kendime de daha çok güveniyordum çevreme de.. sonra yaşanan talihsizlikler, dost kazıkları, hırsızlık vakaları, bürokratik dalavereler, tecrübe tecrübe dediğimiz o tüm kazıklar işte beni daha temkinli bir insan olmaya itti diyebilirim, bir de Allah aşkına yolda kalıyorsunuz ve iki genç adam yardım için hemen sağ tarafta bekliyor.. tam üçüncü sayfa haberi değil mi?

tabi ki gerildik, ama güler geçeriz biz böyle şeylere ailecek :) ahahah, yine macera yaşadık dedik, eşim yine bu tip durumlarda benim klasik kadın dırdırı yapmamamı takdir etti (o nasıl oluyor efendim derseniz, vay kasise niye yavaş girmedin, üşüdüm, dondum vs gibi suçlamalar yoktur benim lügatimde, dalgamı da geçerim ama orası ayrı :) ) gülüşe gülüşe döndük angaramıza, hemen bir depo beyazları yıkadım, evi şöööyle bir süpürdüm, yemek pişirdim, ütü yaptım ve maceramız burada son buldu :))

Herkes hayatının bir döneminde en az bir tane yağlı boya tablo yapmalı değil mi?
Bu da benimki işte, ustalık eserim taa lise yıllarından :)) 
Annemlerin evinde ikamet ediyor kendileri :)









You Might Also Like

0 yorum

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)