Çilek kokulu çocukluk, pek mi klişe? Pehh :)

14:10

Benim çocukluk hatıralarımda annemle babamdan daha ziyade anneannem ve rahmetli dedemle olan maceralarımız yer alır... Havalar ısındı mı hemen kendimizi sokağa atardık kardeşimle, bahçelere dalar, ağaçlardan "göz hakkımızı" alırdık :) Arada bir eve uğramayı akıl ettiğimizde ise anneannem ve dedem ağzımıza birşeyler tıkmaya çalışırlardı (bakmayın böyle dobi olduğuma, çocukken cılız çelimsiz ve de yemek ayırt eden bir bebeydim) - her b*ku yememeyi marifet sandığımdan olsa gerek favori atıştırmalarım, soğuk ayran yanında tuzlanmış marul ve hıyar idi efenim, damak tadına gel hele! Akşam ezanı okunup da evin yoluna düştüğümüzde ise dedecim bize çilek ayıklamış, tadı ekşi ise üzerine şeker serpmiş bir de torunları serin serin yesin diye dolapta bekletmiş olurdu (Zonguldak Ereğli'nin çileği de pek meşhurdur efenim, hatta yemek ayırt eden nemrut bedenim reçel çeşidi olarak sadece çilek reçeli yerdi - elbette ki anneanne yapımı!). Anneannem ise kendine mazoşistçe işler çıkartmakta pek ustaydı efenim, (tepsi tepsi seri üretime geçtiği su böreklerinden hiç bahsetmeyeyim - sırf ben maydanoz da yemiyorum! diye bir tepsi de maydanozsuz yapardı!) günlük taze yoğurt yiyelim diye su bardaklarına yoğurt mayalardı, bu yoğurt ertesi güne kalmamalıydı! Hiç yoktan beraberinde çileği dayayıp yedirirdi, ahh ahh :) Kardeşimle zihni sinir projelerimiz de vardı tabii, biri bize aksini söyleyene kadar envai çeşit meyveyi buzluğa koyup dondurma yapma çalışmalarımız aylarca sürmüştü, dolapta unuttuğumuz bir şeftali ile yakalanmıştık ama :)) Sonrasındaysa pudingli, bisküvili, kahveli, fındıklı, krem şantili böyle kendimize has bulamacımızı dondurma yapmıştık ama herkes çok beğenmişti sonradan da defalarca kez yapmıştık bunu, mozaik pasta mıymış neymiş öyle birşeyin çakmasıymış meğer çoook sonra öğrendik :)

Bugünse tüm bu anılarımın canlanmasına neden olan; bu senenin çilek gibi görünen, çilek gibi kokan ve tadı da çilek gibi olan ilk çilek meyvesini yedim! Afferim banaaa :) Daha erik gibi erik yiyemedim henüz, kiraza elimi hiç uzatmadım bile... Lezzetsiz deneyimlerim bile meyveden soğutamıyor ama beni, kasa kasa yiyebilirim her türlü meyveyi hiç ayırt etmeden. Bir de, Sergül Kato'yu sıkı takip ediyorum ve her burada (Japonya) meyve yok / çok pahalı dediğinde içim cız ediyor, koli gönderesim geliyor yeminle! Faydası kabuğunda olan ya da olmayan meyveler aşkına, bol meyveli bol eğlenceli bir hafta diliyorum hepimize! :)


1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı / "Emek ve Dayanışma Günü" ya da haftaortası tatili?? de kutlu olsun bu arada! 


You Might Also Like

3 yorum

  1. merhaba blogunu yeni keşfettim

    Benimde moda blogum var
    beklerim=)
    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. ananemler da apartman katının en altında otururlar bahçeye doğal olarak onlar bakıyorlar hatta sahiplendiler kimseyi sokmuyorlar o derece :) dedem her yere lale diker, erik ağacı, üzüm falanda vardır birde küçük bir yerde çilek yetiştirir toplasan 15-20 tane ama ne güzel olur.... şimdi kokusu aklıma geldi o günlere geri döndüm :)

    YanıtlaSil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)