İstanbul - sen hiç 3 güne sığdırılabilir misin?

12:57

İlk İstanbul hayallerim lisedeyken başlamıştı, orada bir üniversite kazanmak istiyordum, konserler orada, festivaller orada, Türkiye'nin kalbi orada atıyor, kısacası benim hayal ettiğim her şey (e tabii deniz de var! sevgili Angaralılar kızmayın, dövmeyin!) orada vardı. 


Annemlerin duası kabul oldu sanıyorum, burayı kazandım, 12 yıldır da buradayım anasını satayım, okul bitince git bari di mi? yok arkadaş, Ankara'nın da böyle bir olayı var bence, benim gibileri tutkalla yapıştıran! Halbuki, ne Ankara eski Ankara ne ben eski ben, iş güç burada olmasa arkama bakmazdım, İstanbul olması şart değil ama Ankara'da yaşamak için iş dışında bir nedenim yok şu anda, düşünüyorum düşünüyorum.. hah bir de havası kuru, sinüzitime iyi geliyor meret! (yaşlı teyze modu yavrimm) Sebze meyve pahalı, taksi pahalı, evler de pahalı, ekonomik olarak Ankara'nın bir avantajı yok malesef, sosyal yaşantı desem.. Yani İstanbul'dakilerin eskilerini giyiyoruz hissiyatı oluyor bende, onlar tüketiyor, lütfediyor da arada sırada buralara da birileri geliyor, onlara küçük gelenler / ellerinde kalanlardan bize de birşeyler düşüyor işte. Moda olayına hiç girmeyeyim, onların sosyete pazarı bile bizimkileri donunda sallar anacım! Ankara başkent olmayaymış bir cacık olmazmış, orta anadolunun güzide bir ili en nihayetinde... Bir de bürokratik soğuk havası var tabii, siz dolmuş için bile kenar mahallede sıraya giren insan evladı gördünüz mü hiç? Mahalle bakkalının selam vermediği / almadığı, ulan veresiye yazdırmıyorum ki ben, bu neyin resmiyeti? Gözünü sevdiğiminin Atakulesinin oradaki tükkanlar da kapanmış, eskiden AVM mi vardı peh, Atakule Karum ne de güzeldi, piyasa oralarda akardı. Atakulenin yeri bende ayrı tabi, ondan böyle atarlanıyor da olabilirim, ama hangi şehircilik mantığıyla sen oraları yıkıp yerine ucubik binalar kondurmak istiyorsun ki... Ankara'nın simgesini baştan yarat olacak proje mi allaasen? Zaten göremiyoruz artık doğru düzgün, portakalçiçeğine dikilen yelkenli! nedeniyle, neyse sakin, nefes alıp veriyoruz, eveet çok güzeeel (Ebru Şallı komut veriyor gibi oldu!) :)

Neyse efenim, İstanbul aşkı tabi, hayatımda hiç canlı canlı görmediğim bu yere gitmeyi kafama koymuştum, üniversite dört yıl tabii, gidecek gezecek bir sürü zamanım olacaktı. İlk fırsatı, üniversite ikinci sınıfta buldum, o zamanki öküz sevgilim? İstanbul'a gitmişti (gitmiş ama en son benim haberim oluyor, o derece bir öküzlük seviyesi) sen de gel istersen demişti, dilinin ucuyla, neyse biz hiç sevgili olamamıştık zaten - o da ayrı hikaye. Efenim, ben bu öküz tavrın peşine arzuyla beklediğim seyahati gerçekleştirecek biri değilim, neyse dönersen görüşürüz deyip telefonu kapatmıştım - mesaj kaygılı hareketler bunlar! :) 

Sonra üçüncü sınıfta hayatımın aşkıyla ve de gayet romantik bir teklifle İstanbul'a davet edilmemden ötürü gittim tabii, ilk kezdi ve sonra da gerisi geldi :) Çok fazla yer bilmem ben İstanbul'da, Avrupa yakasında birkaç semt o kadar, bir de eski iş arkadaşlarımı da ayartıp günü birlik Büyükada'ya gitmiştim. Ada vapuru (yandan çarklı tabi, o ayrı!) maceramı hiç unutamam, adada yaşayan insanların bizi evlerine davet etmesi, cabası diyerek sattığı ürünlerin sayısını durmadan arttıran takım elbiseli janti seyyar satıcı, adadaki huzurlu ve de nüfusu insan nüfusunu geçen kediler, bisiklet, çay-tost ve huzur beni derinden etkilemişti - Adile Naşit ve Münir Özkul'u aramıştı gözlerim :)


Tipik bahar bunalımından kurtulmanın çaresini yine sende arayacağım İstanbul, üç gün ayırabileceğim sana ama yapmak istediklerim (aşağıdakilerle sınırlı olmamak üzere) asgari olarak şöyle:
- O Taksim'e gidilecek aga!! (Islak hamburger, dondurmalı waffle sizleri özlemle anacağımdır, fırk :'()
- İstanbul'daki arkadaşlarla güzel bir kahvaltı edilecek, denize nazır tabi, boşuna mı geliyoruz, hıhhh :)
- Adalara gidilecek (Allahım n'olur hava güzel olsun, dinimiz amin!)
- Yeğenle kudurulacak! (Keşke hep bu yaşlarda kalsan benim minik dostum)
- Beşiktaş-Ortaköy-Bebek sahilde upuuzuuuun yürünecek!
- Kapalıçarşı/Eminönü/sosyete pazarı/vb. Allah ne verdiyse gezilip ilginç şeyler aranacak, bulunacak, alınacak!
- Bağdat caddesi, bu sefer seni de görücem!
- Zaman kalırsa mümkün mertebe cozutulup dağıtılacak!: Beyoğlu'nda gezersin, gözlerini süzersin, ahhhh :))

Yatçam, Kalkçam X 3 oradayım! (Gülşen ablamıza sevgiler!) :) 

You Might Also Like

0 yorum

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)