İstanbul'dan yanıma kalanlar...

15:09

Nereden başlasam nasıl anlatsam, yetmedi tabii üç gün.. Ancak, aklımda ne varsa yaptım, bir tek Beyoğlu ve civarı eksik kaldı ama oralara da her İstanbul ziyaretimde uğruyorum nasıl olsa, şimdilik eksik kalsın dedim :)

Bol bol vapura bindim, kız kulesini gece-gündüz seyreyledim.. Beşiktaş sahil ve civarında alabildiğine yürüdüm saatlerce, Kabataş'tan biniverdik vapurlara attık kendimizi karşıya (yazar burada karşı derken Anadolu yakasını kastediyor:)) ver elini Üsküdar, Kadıköy, Bağdat Caddesi ve tabii ki Büyükada!.. Ne güzel yersin sen, insanın bir an önce emekli olası geliyor, ne halt etmeye burada yaşamıyorum ki ben? Yürüdüm, faytona bindim, kiliseye çıktım (aramızda kalsın waffle da yedim, dayanamadım, hay bin pis boğazım!) kedilerle şakalaştım, vapur tam kalkmadan evvel ajan filmlerindeki gibi son anda yetiştim, hani böyle sen adımını gemiye atarsın ve o anda kalkıp kıyıdan uzaklaşır ya! :)

Eski arkadaşlarımızla buluştuk, görümcem, sıpası ve eşi (ki birbirimize bacanak deriz, diyecek başka bir tanım yok çünkü ve bacanak demek çok eğlenceli :)) ile birlikte bol bol vakit geçirdik ve eşimle adada bol eğlenceli ve aksiyon dolu başbaşa bir gün geçirdik. Adada kiliseye çıkarken canımız çıktı sandık, tıslaya tıslaya tırmanırken bir baktık dönen herkes pür neşe, anasını satiyim yukarda nasıl bir olay var acaba diye düşünmedik değil :) Sonra çıktık baktık manastır, muhteşem manzara (ama dötümüz donuyordu çok duramadık) ve self-servis yeme-içme olayı dışında birşey yok (daha ne olsun değil mi) bu kadar mutlu olacak ne var dedik, neyse başladık çıktığımız tepeyi inmeye. Yukarı çıkanlarla eşimle aramızda dalga geçmeye başladık, çıkın çıkın yukarısı muhteşem, muazzam, fevkaladenin fevkinde vs. derken gülüşmelerimiz kahkaya döndü ve o an aydınlandık! Aşağı inenler yukarı çıkan sefillerle eğlendikleri için bu kadar mutlu görünüyorlardı! Evreka! :) 

Üsküdar'dan dönüşte vapur bekliyoruz efenim, önümüzde üç dört genç böyle bir yandan sohbet ediyorlar felan, biz de arkalarındayız, sıramızı bekliyoruz, ne kadar da normal değil mi? Ama o da nesi, burası İstanbul aga, neyin sırası, biz takılıyoruz öylee, binsek zaten daldıydık çoktan edasını algılamamız biraz vakit aldı! Angaralı olmak her yerde sıraya girmek demekmiş, bu acı gerçekle de yüzleştik tabii, çok dalga geçtik kendimizle çoook :) 

Bir tespit daha İstanbullu taksi şoförlerine gelsin, aslında hiç biri İstanbullu değil onların! Kabataş'tan bindiğimiz taksi Beşiktaş'taki adresin yerini bilmiyordu daha ne diyeyim! 


Görümcem (şimdi böyle deyince çok yabancı gibi oldu ama o kadar yakınız ki biz) için ciciler hazırlamıştım, biz ikimiz de baykuşları çok seviyoruz ama onun bu kadar takıntı haline getirdiğini tahmin etmemiştim, evinin her yerinde her şeyde baykuş vardı :) Ben de ona gratisten pembe baykuş şeklinde el ve dudak kremi almıştım ve de baykuş şeklinde bir bellek ve de bir sürü ıvır zıvır - çok sevindi, o sevinince ben daha bir çok sevindim :) O da bize geçen ay çıktığı Avrupa seyahatinden bir sürü ıvır zıvır getirmişti - Alaman çikolatası da vardı tabii :) - magnetler, badak altlıkları, duş jelleri, bol hediyeleşmeli bir tatil oldu. 

İstanbul'dayken de boş durmadım tabii, kendime bir kere kullandıktan sonra (nazara gelip!) yere düşüp infilak eden Flormar mavi maskaranın yenisini ve de yeni çıkarttığı long-wearing rujlardan fuşya rengini (L35)aldım. Maskarayı zaten beğeniyordum ama ruj gerçekten de sürpriz oldu, inanılmaz kalıcı, dudakta kurutma vs yapmıyor, mat bitişli ama kalıp gibi durmuyor, yapısını kokusunu her bir şeyini çok beğendim, renk olarak işyerinde kullanamayacak olmama üzülüyorum sadece, ben burdayım! diye bağırıyor sanki :) Bir de hediye ruj verdiler bu arada, onu da görümceme hediye ettim...

Bir de Yves Rocher'den BB krem aldım. Bugün ilk defa kullandım kendisini, tek rengi olması dezavantaj, sanki bende biraz koyu mu durdu nedir, üzerinde "Medium" yazıyor ama danışman kız tek renk dedi, işkillenmedim değil! İnternet sitelerinde de tek renk var ama? Kapatıcılığı pure beauty ve missha bb kremlere göre daha az ama cilt tonunu güzel dengeliyor, ne kadar da saçma bir tanım oldu, hmm, yani sivilcemi kapatmıyor (zaten bb kremin amacı bu değil) ama sivilcemin olduğu bölgedeki kızarıklığı gideriyor ve yüzümdeki kılcal damar çatlamalarını hafif bir kızarıklıkmışçasına gösteriyor, heehh böyle daha iyi bir tanım oldu :) Kokusunu beğendim, içinde paraben olmaması da güzel ama SPF de yok, diğer bb kremlerin aksine. Bugün yüzüme alta herhangi bir baz / nemlendirici vs uygulamadan kolayca sürebildim, bu da kuru cildim için ayrıca olumlu bir şey. İlk gün izlenimlerim böyleydi. Ben 29.90TL'ye aldım ama internet sitelerinde 5TL daha ucuz! Hep bu aceleciliğimden gidiyor böyle 5-10TL'ler, zengin olmam hani ama insan kötü hissediyor peh!


Çok güzel kamyon yazıları gördük bu arada, "Real Mardin" favorimizdi ama fotoğraflayamadım :( Yollar beklediğimizin aksine çok sakindi ama biz yol boyu avm'lere mi girmedik, kahveler mi içmedik, kıyafetler mi denemedik, yaklaşık on saat boyunca yoldaydık :) 

İşe dönüp de hayatın gerçekleriyle yüzleşmek çok zor oldu, elim bloga gitmek bilmedi, bu yazıyı yazmak bile zor geldi ama olsun, birkaç anımı da burada biriktirmiş oldum, fena mı oldu?

Bu arada waffle kaçamağıma rağmen deliler gibi yürüdüğümden ötürü 3 kg yağ kaybetmişim efenim, bu da böyle bir anımdır :)
Aşkın Nur Yengi'den sonra böyle şişeye üfürüp şarkılar söyleyen kaç kişi kaldık acaba? :))

You Might Also Like

4 yorum

  1. Hoş geldiniz!! ♥
    Baya güzel geçmiş belli, daha buraya yazmadığın neler vardır kimbilir :D
    Bi ara buluşalım da anlat uzun uzunnnn :D

    YanıtlaSil
  2. Hoşbulduk ;) pijama partisi ne zaman o zaman :))

    YanıtlaSil
  3. Hihih güzel bir yazı olmuş adaşım :)

    Şu kısma çok güldüm.
    Aşağı inenler yukarı çıkan "sefillerle" eğlendikleri için bu kadar mutlu görünüyorlardı! Evreka! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmeme sevindim adaşım, o halimizi düşündükçe hala gülüyotum ;)

      Sil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)