Survivor, kardeşim, yalnızlık, sıcaklar, son zamanlar...

11:55

Televizyonda takip ettiğim yayın sayısı çok az (efenim hep belgesel izleriz biz, öyyk!) ama bu seferki Survivor yarışması bağladı bizi aptal kutusuna, ünlülerden yana diyecek birşeyim yok ama o gönüllüler (yarı ünlüler mi desem / öbürlerinin de hepsi ünlü değildi sanki ama neyse işte) ve özellike o malum hanımefendinin çevirdiği dolaplar baya eğlendiriyor bizi. Her bölümünü seyretmedim ama yarısını filan seyretmişimdir bu sezon ve ben bu ada sakinlerinin bölüm başına para aldıklarını vs. de biliyorum bilmesine de... Bu arkadaşlar ailelerinin gönderdikleri videoları seyrettiler dün akşam, ağlaya ağlaya canım çıktı, ohh dedim terapi oldu! :)

Geçen hafta taa Cezayir'den kardeşim geldi efenim, geziyor tabii genç adam, gecenin bir vakti kapıda tıkırtı, "aplaaa!" nidasıyla giriveriyor içeri, her seferinde yüreğimiz ağzımıza geliyor, iki kişilik bir yalnızlık durumumuz var bizim çünkü, ses seda, eve başkasının gelmesi gibi durumlar pek olmaz; gelse gelse kırk yılın başı misafir gelir, onlar da anne-baba ya da çok yakın arkadaştır, öyle gecenin bir yarısı kapıdan ses gelince yusuf yusuf oluyoruz efenim. Evimize hırsız girmiş olmasının da etkisi büyük bence bu durumda, hep yürek ağızda da yaşanmaz, alarm vs. her şey var ama o kapıdan ses gelince zıplıyoruz işte! Neyse, kardeşceğizimin dişini düzgün yapamamışlar gurbet ellerde, o da memlekete gidip geliyor ama Ankara daha cazip olduğundan daha çok bizde kalıyor, ama dün akşam Survivor izleyip bir yandan hönkürürken gözüm kapıya takıldı... Sonra muhtemelen PMS kafasının da etkisiyle, "biz çok mu yalnızız acaba, kapı açılıp da kardeşim gelecekmiş gibi gözüm hep kapıda" gibi şeyler saçmalayarak eşimin de gözlerinin dolmasına neden oldum... Sonra sarıldık ağlaştık filan, ailelerden uzak yaşamanın avantajları ve dezavantajlarını düşündüğümde hep böyle iyi düzenimiz diyorum ama gözlerimdeki musluklar çabuk koyveriyor, yaşlanıyor muyum nedir azizim?

Hava ısınsın, yeter artık çok soğuk, vs. diyenler, imüğünüze çökmeme ramak kaldı! Ben deri ceket / trençkot / kot ceket giyemeden kısa kolluya nasıl geçeyim arkadaş! İstemiyorum ben sıcak filan, yeter artık geri soğusun diyorum hatta! 20 derecenin üzerine hiç çıkmasın sıcaklık, bunalıyorum, darlanıyorum, nefes alamıyorum yahu!

Saygısızlığa tahammülüm yok derdim de kendimi bu kadar agresif bilmezdim, yayaya yeşil yandığı halde yol vermeyen adama sokak ortasında mahalle teyzeleri gibi elim belimde bağırdım, alışverişte kasa sırasına girmemek için kapıda çocuklarım bekliyor diyen kadına "oh yolunu bulmuşsun işte ne güzel" dedim, aceleyle birşeyler söylediğim iş arkadaşım "ne oluyor darbe mi var" (o da ne demekse) dediğinde "heyecan efekti vermeye çalışıyorum, olmadı mı?" dedim, içimde küçük bir Ercüment Çözer var, her daim hazır, tahammül sınırı silikleşmiş, birilerine kafa göz dalasım var işte sözün özü.

You Might Also Like

2 yorum

  1. Survivor bu sene beni de bağladı..gönüllülerdeki Murat yakın bir arkadaşımızın kardeşi..TV karşısında sinirlenip duruyoruz..bir kadın orduyu dağıtır diye boşuna dememişler :)ama sıcak havaları seviyorum ben yaa..soğuktan nefret ediyorum yaz hiç bitmesin istiyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gönüllülerdeki Murat gerçekten çok şaşırttı beni, ilk gördüğümde "kas yığını ve hoş erkek" kontenjanından gelmiş diye düşünmüştüm ne yalan söyleyeyim ama sonra bütün düşüncelerim değişti. Çok efendi ve aklı başında konuşuyor, gönüllülerdeki favorim de o, umarım kazanır :) Azıcık ısınsın ama çok ısınmasın, böyle hep bahar havası olsun, hafif serin olsun, bahar da bitmesin :))

      Sil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)