Teos Antik Kent, Sığacık, Seferihisar, Zonguldak

13:31

Bayram öncesi dört güncük de olsa tatil yapalım demiştik ya, işte bayram öncesi ve sonrası neler yaptığımın özetidir bu yazı efenim. Aslında Kuşadası'na gidecektik, çok yakın arkadaşlarımız yeni yakın taşındılar oraya, ancak onların son anda plan değişikliği ile elimizde İzmir uçak biletleriyle kalakaldık! :) Sonra, İzmir'de tatil yöresi çok nasıl olsa, iptal miptal yok, o tatile gidilecek arkadaş diyerekten google'a bir danıştık. Sakin olsun, temiz olsun, uygun fiyatlı olsun vs. kriterlerimize uygun Seferihisar çıktı karşımıza - annemlerin dediğine göre ben çocukken de gitmişim ama hafızamdan silinmiş nasılsa :) - hemen pansiyon aradık bulduk ve rezervasyonumuzu yaptırdık.

Ankara'dan İzmir'e uçakla vardık, havaalanından Seferihisar'a nasıl gidebileceğimizi ise önce bir pansiyon sahiplerine soralım dedik - ki onlara bir şey danışmanın ne kadar faydasız olduğunu ilk burada anladık - taksiyle 70TL civarı dedi, iyi dedik olur yani. Taksiyi çağırdığımızda fiyat listesi gösterdiler hemen - ki iyi ki de göstermişler, ya sormasaydık? - 155TL Seferihisar dediler. Bize 70-75TL civarı dendi desek de, 70 km. yol dediler, ki haklılar, neyse dedik bunun Havaş'ı var dolmuşu var... Havaş Çeşme'ye gidiyor sadece, Seferihisar için belediye otobüsüne binmek gerekiyor, (yarım saat sürüyor) Üçkuyular'da inip Seferihisar dolmuşuna biniliyor, (1saat10dk. sürüyor) Seferihisar'da inip Sığacık-Kaleiçi dolmuşuna da bindik (10 dk. sürüyor), fazla eşyamız olmadığı için rahat hareket ettik. (Kişi başı toplam maliyet 11TL :))

Kaleiçi denen yer Marinanın hemen yanı başında, balık restoranlarının ve çay bahçesi - kafeterya benzeri mekanların bolca yer aldığı Sığacık merkezinin girişinde hemen. Kale kapısından içeri girdiğinizde pansiyonlar ve evler var. Oda+kahvaltı kaldık biz, temiz güzel bir yerdi, temel ihtiyaçların hepsi vardı (saç kurutma makinesi hariç, ben de götürmemiştim ama kurudu bir şekilde saçlar) ama bir sabun daha olsun derseniz o yoktu işte, dört gün boyunca yatak çarşaf havlu vs. hiç bir şey değiştirmediler, kahvaltıda ise asgari olması gerekenler vardı (eşimin deyimiyle bir gün olsun menemen / sucuklu yumurta çıkmış olsaydı ya da bu da yöresel incir reçelimiz buyrun demiş olsalardı :) ) olumlu bir intiba bırakmadılar bizde. Sıkıntı da yaratmadılar Allah için, nötr kaldık pansiyonla ilgili düşüncelerimizde.


Seferihisar'a ise bayıldık, resmen emekli tatili yaptık burada :) Nasıl oluyor derseniz, sabah kalkıp gazetemizi dergimizi aldık, yaklaşık iki buçuk km. yürüyerek Akkum plajına vardık, güneş tepeye çıkmadan denize girdik, güneş yükselince oradaki kafelerden birine oturup kitap, gazete, dergi yanımızda ne varsa okuduk, sohbet ettik, etrafa bakındık, yedik içtik, püsküümüzü çaya bandırdık, çekirdeğimizi çitledik, dondurmamızı yedik (ben sakızlı dondurmaya bayıldım bu arada), yayıldık işte :) Öğleden sonra tekrar denize girdik, güneşlendik / gölgelendik, akşam Sığacık'a geri yürüdük, duşumuzu alıp dışarı çıktık, yürüyüş yaptık, banklarda oturduk, parkta oynayan çocuklara baktık, bol bol kedi sevdik, besledik, uzun uzun sohbetler ettik. Sığacık'ın pazarına da denk gelmiş olduk, çeşit çeşit reçel, bardacık inciri, yaprak sarma, kabak çiçeği dolma, baklava, börek, ev yapımı limonata - ki kısaca 'cittaslow' yiyecekler ve yemekler vardı pazarda. Bir de gezi parkı direnişinin izleri vardı tabii ki :)

İlk gün civarı keşfettik, ikinci gün Urla ve civarını dolaşan bir tekne gezisine katıldık, üçüncü gün plajda kitap okurken amele yanığı olup soluğu eczanede aldık - gölgede yandık! :) Sonra buraya kadar gelmişken Teos Antik Kenti görmeden dönmeyin dediler, gidek görek dedik. 














Akkum plajına giden yol üzerinde 2,5 km. mesafede olduğu yazılıydı - ama bize herkesin arabanız var mı demesinden işkillenmeliymişiz meğer, gerçi plaj da 2,5 km. mesafedeydi ama hiç dolmuş kullanmadan yürüyerek gidilebilecek bir mesafeydi bize göre, ha bir de cittaslow=yavaş şehir unvanını sonuna kadar hak ediyor burası efenim, herkes bir sakin bir rahat, salyangoz misali, araba sormalarına şaşırmamak lazım, bilmiyorlar ki bendeniz normal şartlar altında günde rahat rahat 15 km. yürüyebiliyorum! :) Efendime söyleyeyim, yanık bacaklarımızla biz sıcağın altında yürü Allah yürü yaklaşık 3 km. sonra Teos Çamlık tesislerine vardık (toplamda yaklaşık 5 km. yürümüştük) ama o da nesi, kalıntılar orada değildi, 1 km. daha var dediler, bu kadar yolu gelmişken gideceğiz mecbuuur! :) Asfalt yol bitip de servis yolu başlayınca ümidimizi kaybetmedik değil, yine de devam ettik, illa ki göreceğiz, sonra merkezden itibaren toplamda 7-8 km. kadar yürüyüp ulaştık kazı alanına! Antik kent hala kazı alanı halinde, tabelalar yetersiz, açıklama yok, rehber, girişte bilgi alma vs. hiç bir şey yok ve toplu taşıma aracı, taksi vb. yok, su satan büfe /sucu çocuk bile yok, sadece bir kaç tabela (ki tabelaları takip ettik ve meclisin olması gereken yerde agorayı, tiyatronun olması gereken yerde meclisi vb. gördük) var ve kazı çalışması için gelen üniversiteli gençler var - kızlı erkekli çalışıyorlar! :) Kazı tamamlandıktan sonra ortaya güzel bir manzara çıkar eminim ama şu anda görülecek pek bir şey yok. Dönüşte üniversite yıllarını yad etmek adına otostop da çektik :)

Deniz berrak temiz rüzgarlı ve de hafif dalgalıydı, en önemlisi ise soğuktu, Karadeniz insanıyım ben zaten soğuk deniz severim azıcık diş takırdatan ama eşim her seferinde üşüdü :) Rüzgar hiç dinmiyor Seferihisar'da, iyi ki de böyle aslında, tertemiz bir hava bulduk, sıcağa rağmen hiç terlemedik, akşamları hırka ihtiyacı bile oldu, kısacası havası denizi insanları kedileri ve de doğasıyla çok sevdim ben Seferihisar'ı, on yıl sonra tekrar gelsek dedik, ömrümüz vefa ederse, merak ediyorum, ne kadar değişir, ne olur, biz ne hissederiz... Dört gün fazlasıyla yetti bu arada, güzelce dinlenmiş olduk. Çeşme'ye geçmeyi de düşündük aslında ama direkt giden bir vasıta yoktu, araç da kiralamamıştık, in-bin aktarma uğraşasımız gelmedi hepi topu dört günlük tatil için, yavaş şehir bizi de yavaşlatmış olabilir mi diye kendimize sormadık değil - ya da kilometrelerce yürümek mi yordu acaba :) 

Arefe günü Ankara'ya döndük, soluğu kuaförde aldım hem dip boya hem de tatilde keçeleşen saçlarımın bir kısmını kestirmek için - ki ucundan azıcık kestirmek de pek işe yaramadı, dönüşte bubenimpartim'in tavsiyesi üzerine argan yağı, hindistan cevizi yağı, kuru yağ ve zeytinyağı (evde ne varsa!) karıştırarak birazcık kendilerine geldiler!:) - yarım gün bile durmadan Zonguldak yoluna koyulduk. Şansımıza trafik yoktu, yollarımız da yapılmış (yıllardır süregelen yol yapım çalışmaları neredeyse bitmiş) ve 3,5 saatte vardık, bu ramazanın son iftarında hep beraber olduk, aileyle yapılan iftar gibisi yok, bir kere daha anladım. 

Çocukluk arkadaşlarımı da görme fırsatım oldu doyasıya, biz çocukken kankardeşlik müessesesi vardı - ki kendisi nikah şahidim de olur :) - aylarca hiç görüşmeyip kaldığın yerden devam edebildiğin arkadaşlar var ya, bu yaştan sonra olmuyor orası ayrı, ama elde kalan bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda böyle arkadaşlarım var benim memlekette. Yan tarafta kankardeşimle beraber attığımız şen kahkahalarımızdan bir kare var efenim, ben normalde ten teması kurarak iletişim kurmam pek, ama kankardeşim mutlaka dokunur, yürürken koluma girer, hiç de rahatsız olmuyorum bu durumdan aksine hoşuma gidiyor, gördüğünüz üzere kafa-kola almışız birbirimizi, daha bacak kadarkenden beri böyleyiz, umarım hiç bozulmaz :) 

Anneannemin yemeklerini çok severim, annem duymasın ama anneannem annemden çok daha güzel yemek yapıyor :) Eşim de anneannemin meşhur köftelerini pek bir beğeniyor, bu gidişimde anane bana öğretsene beraber yapalım dedim, pek bir hoşuna gitti :) Irgat gibi çalıştırdı beni, ki tarzı budur zaten! Ananemin gizli tarifini de öğrenmiş oldum, köftelerim de test edildi onaylandı, herkes tıpkısının aynısı dedi, yaşasın! :)

Mezar ziyaretlerimizi de yaptık, dualarımızı gönderdik, köylere gittik, bol bol el öptük, uzun sohbetler ettik, umarım herkesin gönlünü alabilmişizdir.

Bugün Ankara pek bir kasvetli, tatil dönüşü havanın da tadı yok :) Ne diyelim, önümüzdeki bayram ve tatillere bakacağız artık, esen kalın efenim! :)

You Might Also Like

7 yorum

  1. cok guzel bir tatil olmus =)
    bende beklerim bloguma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoşgeldiniz, ne de güzel ettiniz, ben de sizin blogunuzu keşfetmiş oldum :)
      Şimdi oralarda geziniyorum :)

      Sil
  2. Her şey ne güzel gecmis
    Bizim pansiyonda aynı sekilde oldu ne kötü ne iyi diyebildik
    Zonguldak bi harika kesinlikle arkadaşımın yanına gitmiştim geri dönmek istemedim tekrar gideceğim inşallah
    Seferihisari yengemlerin yazlığına giderken görürdum hep kavakyelleri dizisinden de meşhurdur ama sen öyle bu anlattın Ki gidip göresem geldi cidden merak ettin
    Bende sevmem sıcak Deniz'i tatilde terleyip sıcaktan bunalmak bana göre degil
    Tenim çok hassas her halttan nem kapıyor
    Sıcakta nefes darligi cekiyorum tatil bana eziyet oluyor diye en rahat ettigim Bodrum'a gidiyoruz senelerdir havası suyu bana çok iyi geliyor son iki gün Didim'e gidelim orasına Ege iyidir dedik ama yok yine sıcak yine sıcak bunaldım
    Eğer rüzgarli serinse kesinlikle benim kalemim bi yer seferihisar
    Aklımda olsun
    Bugün ku Ankara'nın havasını görünce keske kıçımı basımı kuma gömeydimde Bodrum'da getmeyeydim dedim yani
    Hele gelir gelmez ise başlamak lanet bsy

    Eğlenip güzel vakit geçirmene kazasiz belasız sağ sağlım geri dönmene çok sevindim öperim çok çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sıcağa hiç gelemiyorum, hatta bu yüzden tatilleri hep Haziran başına denk getirmeye çalışıyoruz biz :) Seferihisar'ı çok seversin eminim, gece hayatı yok gibi bir şey tek eksiği bu sayılabilir ama araba varsa Kuşadası Çeşme çok yakın buralara gidilebilir. Seferihisar'dan sonra Zonguldak'ın nemli sıcağı o kadar boğdu ki bizi, Ankara'nın havasını seveyim dedim :) Ama yine de döndük kürkçü dükkanına, ilk iş günü bitmek üzere neyse ki, senin tatil yazını okuyorum şimdi, en çok da bronzlaşabilmeni kıskandım daha ne diyeyim :)
      Ben de çok çok öpüyorum, sizin de sağ salim dönmenize çok sevindim, yüz yüze de görüşebiliriz inşallah Angara'nın bozkırında ^.^ :)

      Sil
    2. Görüşelim tabi canım ben her zaman gelirim güneşlenmedim aslında gölgede bitez rüzgarından yandım birde babam kakao sütü cidden çok güzel bronzlaştiriyor onunda faydası oldu
      Öperim

      Sil
  3. çok keyifli bir yazı olmuş inan okurken sanki ben yürüdüm o derece yakın hissettim :)
    http://www.hazioz.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel yorumun için, sahi ne kadar da çok yürüdük demişim :)

      Sil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)