#Blogfirtinasi - 1. gün "bir varmış, bir yokmuş"

14:13

Bir varmış bir yokmuş diye başlayan her hikayeyi sevdim ben. Bence hayatın anlamı işte bu iki kelime arasında gizli "var" & "yok". Şu an var olmayan ama bir gün yok olmayacak olan bir hikaye anlatayım ben de sizlere, hem blogumun adıyla müsemma bu konuyu yazmadan es geçmem olmazdı efenim (etkinlikle ilgili ayrıntıları şuradan görebilirsiniz).

Bir varmış bir yokmuş, paralel evrenlerden birinde insanlar sadece ve sadece yaşamak için çalışıyormuş. Hafta yine yedi günmüş amma üç gün iş dört gün tatilmiş, bir işin sorumluluğu en az iki kişideymiş, haftanın 6 günü herkes çalışıyormuş ve ne işler aksıyormuş ne de kimse işsiz kalıyormuş. Ortak bir gün belirlemişler (ki bu belirlenen gün Pazar olmak zorunda değil) ve o gün hiç kimse çalışmıyor sadece ve sadece sevdikleriyle zaman geçiriyormuş. 

Bu evrende ya da bir başkasında da olabilir, bir takım insanlar tatil günlerinde yardıma ihtiyacı olan insanları belirleyip takımlar halinde onların yardımına koşuyormuş. Rivayet odur ki, bu evrende bir karınca dahi taşıyamayacağı yükü tek başına yüklenmemişken aynı şekilde hiçbir insan  hiçbir zaman yalnız başına ağır bir iş yapmamış ve dahi bir taşı bile yerden tek başına kaldırmamış.

Yine muhtemelen aynı evrende insanlar beyinlerinin yüzde ellisinden fazlasını çok rahat bir şekilde aktif olarak kullanabiliyormuş ve böylece gözlerinin önündeki insan sınıflandıran ayrımcı perdeler kalkıvermiş; kadın-erkek, siyah-beyaz, teist-ateis, vb. gibi kavramları düşünmek dahi ayıp sayılıyormuş. Hastalıklardan kurtulmuş dünyada yaşam kaynağına ilişkin bilimsel araştırmalar hızla sürerken geriye dönüp baktıklarında atalarından onlara miras kalan hiç bir önyargıyı kabul etmemek yegane ortak kararlarıymış, her yeni nesil bir öncekinin hatalarından ders alıp onlardan arınmış bir şekilde dünyaya geliyormuş.

Açlık diye bir sorunun olmadığı da rivayetler arasında, tıpkı obezitenin olmayışı gibi - kimse kimsenin hakkını yememeyi öğrenmiş burada, hem hak hukuk hem de "yemek" kelimesinin gerçek anlamında. Beynini ve ruhunu doyuran insanların fazlasını istemediği ve nasıl olduysa herkesin herşeye aynı oranda sahip olabildiği tek düze - kimine göre sıkıcı olabilecek - bir sistemde herkesin halinden memnun olduğu ve nedense (?!) bu durumu yadırgamadığı bir düzen varmış bu evrende.

"Sınır" kelimesi de "yasak" kelimesi gibi hor görülürmüş, bireyi sınırlayan yegane olgu kendi hayal gücüymüş...

Açlık oyunlarını yeni seyretmemin de etkisi var bu bir varmış bir yokmuş yazısında ama ben kendimi bildim bileli hep muhalif hep hayalperesttim. Umut tüm kötülüklerin anasıdır, acı çekme süresini uzatır demişse de Niçe (?!) umudun var olmadığı bir yaşam düşünemiyorum ve yeni nesillerin bizden daha iyi bireyler olacağını umut ediyorum. 

Geçen hafta yurtdışından gelen arkadaşımla (ki en son üç yıl önce görmüştüm onu) Taksim'deki gösterileri, neler olup bittiğini, dış medyaya nasıl yansıdığını konuştuk, o kadar kötü bir tablo çizmişim ki kendi ülkesindeki kötü gidişatı anlatmaya başladı dünyanın geri kalanı da böyle dercesine. Henüz 1995'te sonlanmış ve yaraları hiç bir zaman sarılamayacak olan bir savaştan çıkmış ülkesinde insanlar sanki savaştan hiç ders çıkarmamışçasına gruplaşmış, "gerçek düşman"ın kim olduğunu unutmuş ve yine birbirlerine düşmüşler.

O kadar umutsuzdu ki konuşurken, aramızdaki yaş farkına da istinaden dedim ki "senin yorulman normal, şimdi yeni nesile yol açıp kenara çekilmen lazım, umudunu yitirmeden yeni nesli desteklemen lazım". Daha da bir şey diyemedim savaş görmüş gözlerde farklı bir dünya penceresi açmak o kadar zor ki.

Hafta başında içinizi karartmış, daldan dala bir distopya yaratmış olabilirim, genellikle yazdığım gibi espiriler nüktelerden yoksun bir yazı ile sizi sıkmış olabilirim ancak bir varmış bir yokmuş diye başlayan her hikayede olduğu gibi, kıssadan hissem de budur efenim - benim hala umudum var isyan etsem de istediğim kadar...

You Might Also Like

10 yorum

  1. Bu paralel evrende yaşamak ne güzel olurdu.. Hayal gücünüz hiç solmasın, sevgiyle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin gezegen de hiç fena değil, ilk hangisi mümkün kılınırsa orada yaşamak üzere haber verelim birbirimize :)
      Teşekkür ederim, selamlar sevgiler bizden efenim :)

      Sil
  2. İsyeanların kadını Bengü K. :D
    Bi süre sana fantastik şeyler yasaklansın bacım, bol bol mutlu mesut laylaylom şeylere ver kendini :)Önereyim mi anime ehehe

    YanıtlaSil
  3. İsyeaaaaağğğnn :)
    Naruto beni çok pis baydı anacım, eğlenceli birşeyler (manga tercihimdir) varsa yolla gelsin. Hatta sıradaki manga hepimize gelsin :)

    YanıtlaSil
  4. - etkinlik süpermiş..detayları da okudum, merakla bekliyorum devamını :)
    - Açlık oyunları beni de aynı şekilde etkiledi..sürekli bağlantı kurdum bi şeylerle..duyarlı olmak fena bişey
    -Amerika'da 5-6 sene önce Türkiye'ye gelmiş yabancı arkadaşlarımla konuşmuştum bizim durumları.inanamadılar anlattıklarıma..bu kadar hızlı bir değişim yaşıyor olmamıza..
    aman benim de içim kararmış, hep bu havalar yüzünden..öptüm çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizi bu havalar mı mahvetti ki? :)
      Benim arkadaşım da Boşnak, Taksim dedi Park dedi gerisi geldi zaten.. Nükleer enerji santrallerinden tut da yabancı medyada bizimle ilgili çıkan - çıkmayan haberlerin hepsinin üzerinden geçtik, Bosna'daki savaşı anmadan olmadı tabii..
      Ah bu havalar, çok üzdü beni çok...

      Sil
  5. Gidelim lan buralardan başka türlü olmayacak! Biz neyden ders almışız ki gezi parkı örnek olacak.. Daha bugün Tayland'ı izledim dedim peess! Ben bi kahve içeyim kendime geleyim yok olmayacak isyeeaann!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Isyeaan ulen, icim kararmis bebek bu aralar, bakalim yaza yaza açılır mıyım :) tam yerine rast gelince de manzara koydum ama iste oyle biraz...

      Sil
  6. Ben de dahil oldum etkinliğe. Gün yarına atmadan da blogumda yayınlayacağım. http://matmazeella.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Memnuniyetle okurum sizinkini de, arkadaşlar ilk günü 1 aralik demişler ama geriden geliyorm ben de :)

      Sil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)