Grinin Her Bir Tonu?

14:00

Merhaba iyi kalpli insanlar!

İç ses: Şuralara bir +18 kondursa mıydım?

Geçenlerde Esra'cım ilk kitaba değinen harika bir yazı yazmıştı, bir süredir bu üçlemeye bir de ben sektirsem diyordum, oradan aldım gazı, iyi mi oldu kötü mü oldu hep birlikte göreceğiz...

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, üç kitabı peşpeşe haftaiçi mesai dışında kalan vakitlerde beş günden az sürede bitirdim, bir solukta okuttu kendisini, bu yüzden yazara helal olsun diyorum (ah benim gibi bir merciiden onay aldı, ne mutludur şimdi :)) Ama bunun nedeni Türkçe tercümesini değil de orijinalini okumuş olmam da olabilir, okurken sık sık "ben bunu nasıl tercüme ederdim la?" diye düşünmedim değil. 

Misal, kitap seksi oldukça ayrıntılı anlatıyor, zaten konumuz BDSM e o nedenle kullanılan eksantrik objeler vs. de garip, okurken en başta bir şok etkisi olsa da sonra yadırgamıyorsunuz bu durumu, zira çiftimiz davşan gibi mübarek, durmaksızın sevişiyor, durduramıyoruz (!) Ama bu anlatım erotizm sınırları içerisinde kalıyor, pornoya geçmiyor, romantizmle harmanlanıp sunuluyor bize hikaye.

İç ses: "Spoiler içerir" falan desem mi bir ara?

Cinsel anlamda bu kadar aktif bir çiftimiz varken elimizde, kullanılan/listelenen (!?) malzemeler de pek zengin, ve bu ekipmanlardan herhangi birini ismen zikretmesem daha iyi sanırım! Sitenin içeriğini değiştirmeyi pek düşünmüyorum da :)



Kitabın kurgusuna değinmek istiyorum biraz, çekilen filmin kitaba yazık etmesine ve kendimce yorumlamama başlıyorum, şu noktada üçlemeyi henüz okumamış olanlar için: Laters Baby!

Kitap 21 yaşına gelmiş, üniversiteyi bitirmek üzere olan, bu yaşına kadar cinsel olarak hiç aktif olmamış, bırakın başka elleri kendi eli dahi eline değmemiş (!) (evet aynen düşündüğünüz gibi), kumral-soluk mavi göz-beyaz ten üçlemesine sahip (bu kriterler de ayrı önemli, kitapları okuyanlar bilir) Ana'nın (i.e. Anastasia Steele) hanımkızımızın hasta olan ev arkadaşı Kate'in yerine Seattle'in en gözde bekarlarından, süper-zengin/yakışıklı/başarılı ve hakkında pek az şey bilinen Grey Holding CEO'su Christian Grey ile okul dergisi için ropörtaja gitmesi ile başlıyor. 

Hatunumuz sakar, daha kapıdan adımını atar atmaz dört ayak üstüne düşüyor (oouvv kelime oyununa gel bebeğim!), Christian elinden tutuyor (bak durduramıyorum kendimi!) ve bir elektriklenme yaşanıyor (hani 31 Mart'ta ülke çapında eksikliğini hissettiğimiz türden). Christian Ana'yı ofisine dört ayak üstüne düştüğü an kendisine yeni "itaatkar"ı olarak seçiyor, keşke daha düzgün bir karşılığı olsa "submissive"in, ama Ana kızımızın hiç birşeyden haberi yok tabii, adamın karşısında devamlı utangaçlıktan kızarmalar, iç geçirmeler, dudak ısırmalar falan... Bu kızcağıza Grey her bir şeyi açık açık söylüyor aslında, ben saykoyum, ihtiyaçlarım farklı, gizlilik sözleşmesi imzalamazsan bırak öpüşmeyi dokunmam bile ama Ana ne yapıyor...

Grey ne diyor:
- Ben sevişmem, z*kerim! Ana'cığım arkasına bakmadan kaçmak yerine ay nasıl olur filan diyor!
- Çiçek böcek kalpler benim olayım değil. Romantizme hasret Türk kızı olsan anlarım Ana'can ama sen romantik komedi diyarında büyümüş, İngiliz edebiyatı okuyan, belki de onlarca defa Julia Roberts filmi izlemiş bir kızsın, romantizm yoksa ben de yokum diye masaya yumruğu oturtman gerekmez mi! 
- Kırmızı odaya bir bak hele! Sekste zerre tecrüben yok kızım, bırak seni beni bile soksalar öyle bir odaya ya kelime-i şehadet getirir oracıkta bayılırım ya da yaradana sığınıp tekme tokat dalarım herife. Ama minnoşumuz ne yapıyor, ay bu ne bu ne işe yarıyor filan, müze değil orası annem, kaç kaaaç!
- Sözleşmeyi incele, maddeler üzerinde tartışalım. Ana da baya baya notlar alıyor o gudubik anlaşma, ekleri ve hatta lahikaları üzerinde. Az biraz şaşırıyor ama demiyor ki elime erkek eli dahil hiç bir el değmemiş, kendim dahi sınırlarımı bilmediğim bir konu üzerinde neyin nesini konuşacağım... Sözleşme maddeleri ayrıca olay... Zira sonra açıklığa kavuşturuyorlar bu durumu ama Ana'cım bu ne cesaret gülüm be?
- Yemek yedin mi? Yemeğini ye. Önce yemeğini bitir sonra seks! Yemeğini yemezsen parka gidemeyiz Ana! Bugün kaç öğün yedin? Bugün ne yedin? Yemek yemek yemek. Bu takıntı da mı arıza bu herif dedirmedi yavrucum? Peki ya giydiğin her kıyafeti ve hatta donuna kadar herşeyi onun seçecek olması? Kadın doğumcunu ve korunma yöntemini de belirlemesi? Kuaförüne ağdana kadar karışması? Külüstür vosvosuna laf etmesi? (Altına Audi'yi çekti diye mi sustun bebek?)
- Avuçlarım kaşınıyor! Yok öyle para gelicek/gidicek hadisesi değil malesef bu ifadede anlatılmak istenen. Dayak var yersen diyor Ana adam sana, kadınlık gururu denen bir şey var bildin mi?


Saçma ama aklıma takılan minik bir detay vermek istiyorum efenim: ilk sevişmelerinde Ana kızımız tatmin oluyor (!), kızımızın da ilk sevişmesi, buradan Grey'e kocaman bir alkış mı göndersek, Ana'ya helal mi desek, yoksa ilk gece kabusu tabusunu yıktıkları için hayalperestliklerine sağlık mı desek bilemiyorum... Hee tabii, ilk sefer alengirli değil bildiğimiz düz seks (vanilla sex diyor Christian, Türkçesini bilen aydınlatsa ya?). Grey ile Ana sözleşmenin imzalanmasından önce bir deneme sürüşüne çıkalım diyorlar, bu arada en zevkli kısım aralarındaki e-posta trafiğini okumak oluyor, bir imalar, bir konu başlıkları bir imza değişiklikleri, pek eğlenerek okudum üç kitapta da bu kısımları. Grey hemen aileyle tanıştırıyor kızımızı, arkasından söylenen "şöyle böyleymiş" dedikoduları da son buluyor, bir taşla iki kuş. Olaylar böyle garip bir seyirde devam ediyor, çiftimiz davşan gibi her zaman her yerde.... Sonra Ana, ben seni böyle mutlu edemiyorum, hadi senin istediğin gibi yapalım, sınırları zorlayalım diyor ve yiyor kıçına sopayı (!) ve ilk kitap burada son buluyor.



İlk kitabı bitirir bitirmez, filmi de izlemeliyim dedim ama demez olaydım... Asansör olayı vb. gibi komik ve aslında önemli olan ufak detayları filme yansıtmamış olmaları, atlanan kopuk kopuk sahneler, ikinci kitaptan ve hatta üçüncüden "spoiler" veren kız uyurken adamın iç dökme sahnesi, nereden nereye gittiklerinin anlaşılamaması, yan karakterlerin filmde doğru düzgün hiç yer almaması - herşeyi bir kenara bıraktık diyelim, başrollerdeki oyuncular bu kadar mı başarısız olabilirdi? Tutku, heyecan, espiriler, vb. hiç birşeyi yansıtamadılar bana, bu noktada dünyanın geri kalanına katılıyorum ve filmin en güzel kısmı müzikleri diyorum. I'm on Fire ve Love Me Like You Do'yu ayrı bir sevdim, bunu da belirtmiş olayım.

Sırf bir kitap için bu kadar yardıracağımı tahmin edememiştim, sizi daha fazla sıkmayayım diyorum efenim :) 
Romanları okumuş olanlar, bana ulaşın, bir gıybet kazanı kaynatalım, geyiğin dibini ekmekle sıyıralım, ne dersiniz? 

Grinin elli tonunun ekmeğini yemeyen bir ben kaldıydım, evet... İkinci ve üçüncü romanları yorumlar mıyım onu hiç bilemiyorum... 
Erotizmle bezeli bir "mutlu son(!)" hikayesini bir de benden okudunuz efenim, 

Esen kalın!

You Might Also Like

12 yorum

  1. ne sıkması tatlım öyle güzel anlatmışsın ki kitaptan daha akıcı bir yazı valla, okurken nasıl eğlendim anlatamam.
    daha sık yazmalısın böyle yazıları :)

    bu arada sayende orijinal halini de okuma imkanı buldum, hemen başladım ikinci kitaba
    gerçekten bu hali daha güzel, Türkçesi çok zorlama geliyordu bana, teşekkürler tekrar ;)

    bak ben Christiancığımızı neden sevdiğimizden bahsederken yatakta bencil bir erkek olmadığını vurgulamayı unutmuşum, sen şu vanilla sexten bahsedince aklıma geldi :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çook sevindim :) ben de hep böyle serbest atış yazayım istiyorum ama olmuyor :)
      Krisçıncım, en başta sadist sansak da romantizm kriterlerini dibine kadar karşılayan mükemmellik abidesi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor :) Vanilla sex'e ne demişler Türkçesinde, onu merak ettim bak, deyiver hele?

      Sil
    2. sorma ya bu kadar romantik bir karakter benim diyen romantik komedi filminde yok :)
      bu arada yanlış hatırlamıyorsam direk vanilya seks diye çevirmişlerdi onu, pek yaratıcıyız di mi :)

      yine de akşam eve gidince bakayım bi kitaba ;)

      Sil
    3. romantizmin kitabını yazıyor, evrim geçiriyor resmen, hiic sorma:) bu kitabın bir kısmını da ben cevireyim hele, ahaha ekşın olur :))

      Sil
  2. koptum yorumlarına, haftada bir kitap/film yorumu istiyorum senden kesin!
    İlk kitabı çıktığı hafta soluksuz bitirip, ikinciyi deli gibi beklemiş, çıkacağı belirtilen günün sabahı D&R'ın kapısında dikilmiş geldi mi geldi mi diye raflara hücum etmiş biriyim (hakkımda ne düşündükleri umrumda değildi)
    Ancak kitap serisinde bile üçüncüyü mecburiyet ve nasıl bağlayacaklar merakından okudum, asla ilki gibi değildi. Hele yazar kadıncağızın röportajlarını falan okuyunca iyice soğudum.
    Filmi en çok Grey'i kim canlandırır ve müzikleri nasıl olur diye bekliyordum. Cast'ı görünce de hayalkırıklığı yaşadım, yorumlarda kötü olunca gitmedim. Ama seyredicem aklımda :)
    Bu kadar yazdıktan sonra konuyu bağlıyorum .. Haftasonu Kocan Kadar Konuş filminde bir afiş gördüm çok hoşuma gitti "Kitabı Filmiyle Değerlendirme" :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nilgüncüm, seni ayri yorumlarini apayrı seviyorum once bunu bi deyivereyim de :)
      Benim en buyuk sikintim popüler olana mesafeli yaklasmam aslinda, yoksa daha cok malzemem olurdu elimde, her hafta bir esere, film olsun kitap olsun yardirirdim, netekim bu konu da benim eksikligim sanirim :) Greyi canlandiran adami fiziken uygun bulsam da oyunculuk cik olmamis dedirtti, izleyince yorumlarini cok merak ediyorum, haftasonu gorusunceye kadar christian style: laters baby! diyerek olayi bagliyorum :)

      Sil
  3. kitaplarını okumadım ama filmini izledim bense:)) çekindim resmen kitapları almaya :)) bide ilk cıktıgında çok abarttılar ben bişiylerden birileri cok bahsedince okuma istegi duymuyorum.. filmini de izleyince kitap işi kaldı oyle:)) ana ya okadar sövdüm ki filmi izlerken ama garibimin de yapıcak bişiyi yok aşık oldu.. filmin sonundaysa helal olsun bu denli aşık olmasına ragmen kendine saygısını yitirmedi ve bırakması gerektigini bildi demiştim ama serinin devamında pek oyle olmuyor sanırım :)) vanilla ingilizcede argo sıradan, özelligi olmayan, sıkıcı diye biliyorum ben.. Grey için oyleymiş demekki ilk gece (!).. kitap yorumlarını ben de çok sevdim lutfen okudukça paylaş :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitapla filmi kiyaslayamam dahi, gerci kitabin da edebi bir yönü yok ama eglenceli, bir çırpıda okutuyor :) Sıradan seks, bak bu güzel oldu! :) Vanilyalı dondurma ile yaptıkları çalışmaları da var tabii ama spoiler vermeyeyim ben tabii yine de :) Ikinci ve üçüncü kitapkarda gidişat değişiyor, evet ama soylemiyim :) Firsat buldukça paylasirim tabii, yorumun icin ayrica tesekkur ederim :*

      Sil
  4. Okumadım... bestseller olmak amacıyla yazılmış gibi duruyor :) :)

    Ben de beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz kadınlara çalışılmış diyebiliriz sanırım, gerek yok okuma :)) Mother porn bile diyorlar zaten, yok yok okuma :)

      Sil
  5. Bebeğim ben sana diyim bak sen best seller tadında bi yazar olcen de kendini harcıyorsun oralarda.. Anam sen eleştirmen felan ol ya da editör valla alır yürür gidersin, bende sana yürürüm!! :D Anlattıklarının alayına imza atarım ama beni en çok üzen (ne alaka inan bilmiyorum) filmde blacberry kullanmamalarıdır! Abi Grey'in tonlamasına kurban bu hata yapılır mı! Aayy Grey bebeiiim diyesim geliyor ama tutuyorum kendimi bak! :D Canım bizim tarafta ekmek bitti bi guduk yollasana ordan :D :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak BlackBerry kullanmamalarini da ben görmemişim, halbuki yazışmalar takip edilemesin diye herkes BlackBerry kullanır olmuştu bir ara, Grey'in inadı da o yüzdendi. Epmek yolliyim çiçeeem, malzemesi bol bi kitap ne de olsa, dibini siyirmadan olmaz yani :)) Benden yazar mazar olmaz çiçeeem be, meşhur kozmetik tukkaninin dedigi gibi almisiz elimize bir oyuncak istedigimizi yazip duruyoruz malum! :) Iyiyim ben böyle yani, miss gibi kafam miss! :D

      Sil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)