Ya seversiniz / Ya da Nefret Edersiniz : KDrama

16:00

Yıllardır kesin bir önyargıyla yaklaştığım ne kadar şey varsa hepsini tecrübe ettim çok şükür, eh buna Kore dizilerini de dahil etmek için bu yaşımı beklemişim efenim (kaç mı yaşımı beklemişim, çok yaşımı beklemişim :))! Şaka bir yana, neden şimdi bu aralarda KDrama olayına girdim, net bir cevabı yok sanırım - aslında var elbette, yani gündem zaten yeterince mide bulandırıcı ben de eğlenceli izlencelere çeviriyorum bakışlarımı gibi SIĞ bir düşünceyle sizi bu yazıdan soğutmak istemem, o sebeple pas geçiyorum - neden değil de nasıl başladım, ne gibi gözlemlerim var, vb. daha güzel malzeme var orada, o tarafa geçelim mi?
KDrama - yani Güney Kore dizileri ile tanışmam Another Miss Oh (또 오해영) dizisine denk geliyor, yani Mayıs 2016 ayına. Takip ettiğim bloglardan birinde okuyup konusunun ilgimi çekmesi ile bu kapıdan kendi rızam ile geçmiş oldum :) G.Koreli tek bir oyuncuyu bile tanımamam, dizilerin (uzun süreli olanlar hariç) genellikle 14-16-18-20 bölümden oluştuğunu, her hafta Pzt-Salı / Çrş-Prş / Cuma-Cmtesi şeklinde iki gün yaklaşık 1 saatlik bölümlere sahip olduğunu dahi bilmemem, Korece / Kore kültürü vb. hakkında zerre bilgimin olmayışı gibi etkenler dahi bu dünyanın beni çekmesine engel olamadıysa, gerçekten KDrama bağımlılığı diye birşey var a dostlar ve ben de ucundan azıcık saplandım bu batağa :D
Öncelikle romantik komedilerle gönlümü eğlendirsem de - sonrasında dram, bilim kurgu, Kore tarihi, komedi, vb. bilimum türde güncel ve çoktan tamamlanmış (efsane diye kabul edilen) pek çok diziyi peş peşe izlemiş oldum böylece. Hala güncel takip ettiğim diziler mevcut ve öneriler doğrultusunda geçmiş dizileri de seyrediyorum vakit buldukça. Bazılarını baştan sona soluksuz izliyorum, bazılarını da ilk birkaç bölümde konuyu kavradıktan sonra sıkılırsam ortasına ve sonuna bakarak, fikir sahibi olarak kapatıyorum - zira bazı dizilerin kült sayılmasını anlayabilecek kadar KDrama fanı değilim sanıyorum :)
Bu dizilerin beni en başta kendine çeken noktası maksimum 20 bölüm civarı nihayete ermeleri, bazıları daha uzun sürsün bazıları da 10 bölümde bitiversin istiyorum izlerken ama yerli dizilerimiz gibi yersiz uzun olmamaları hemen hepsini izlenebilir kılıyor. Konuları da nispeten yerli dizilerde görmeye alışkın olmadığımız türden oluyor genellikle. Evet elbette zengin oğlan fakir kız, herşeye burnunu sokan ebeveynler, mutlaka geçmişten/aileden gelen karanlık bir sır, aşk üçgen ve hatta dörtgenleri, absürt ve eğlenceli yakın arkadaşlar, vs. gibi klişeler mevcut - ancak uzun ve anlamsızlaşan bakışlar, müzik eşliğinde klip çekmeye varan amaçsız yavaş çekim sahneleri vb. yok - çünkü buna vakit yok :)
Klişelerden bahsetmem gerekir ise KDrama dünyasına özgü olmazsa olmazları şöyle sıralayabilirim: 
- Esas kadın ile erkek aşırı derecede absürt bir şekilde ve tesadüfen tanışırlar, zaten maddi durumları arasında da uçurum vardır veyahut da biri aşırı güzel/yakışıklı iken öbürü evlat olsa sevilmeyecek tiptedir. 
- Kadın karakter ya ağzından çıkanı kulağı duymayacak raddede çaçarondur ya da sarsıp kendine getirmek isteyeceğiniz derecede ezik ruhludur - normalini ben görmedim :/
- Erkek karakter ise mutlaka sorunludur - mümkünse çocukluğundan kaynaklı psikolojik sorunları olan en makbulüdür, başrol erkeğimiz ne kadar hödükse izleyici o kadar bayılır ona :/
- İlk tanışmaların absürtlüğü ile ilk öpücüğün absürtlüğü yarışır çoğu zaman, ah bu gözler neler gördü :/ 
- Aşklar minimum üçgen ve hatta mümkünse dörtgen şeklindedir ki esas kız ile oğlanın bir araya gelmesi uzun zaman alsın :/
- Bu arada çoğu zaman yardımcı erkek rolü başrol erkekten çok daha iyi/yakışıklı/yardımseverdir ve kanatsız melek şeklinde tasvir edilir ama başrol kızımız illa ki başroldeki hödüğe tutulacaktır :/
- Yardımcı kadın oyuncu - şimdiye kadar izlediğim dizilerin yarısından çoğunda ilk başlarda mutlaka kötü kalplidir, sonradan melekleşenler de var yalan değil ama Cinderella'nın üvey kızkardeşlerini hayal edin, hah öyle kötücül, başrol kızımızı ezim ezim ezikleyen illa ki rezil eden ve hatta arkadaş görünüp kuyusunu kazan tiplerdir bunlar :/
- Hafıza kaybı ise olmazsa olmaz gibi - dizilerden anladım ki G.Kore'de hafıza kaybı ve trafik kazası grip gibi birşey - herkes geçiriyor, bir tek aşısını bulamamışlar sanırım :)
- Yağmur ve kar da olmazsa olmaz, şemsiye nedir bilmezler bu arada illa ki ıslanacaklar, sonra hasta olacaklar filan, ciddi ciddi her dizide var bu hadise :)
- Anne - baba ilişkilerinde mutlaka sorun vardır, hatta çoğu zaman biri ya da ikisi birden gerçek anne - baba değillerdir, ya da en azından evlilik dışı çocukları vardır, bazen ikinci bir aileleri bile vardır, kayınvalideler/kayınbabalar çoğunlukla gelin/damat adayını zinhar kabul etmezler :/
- Kadın erkek fark etmez, her biri görüntüde maksimum 45kg. görünseler de ne hikmetse kıtlıktan çıkmışcasına yemek yerler, aşırı aşırısı alkol tüketirler ve mutlaka sarhoş olurlar ki kadın ya da erkek fark etmez birinden biri sarhoş olanı sırtında taşır! :/
- Sırtta taşıma demişken, giden birini bileğinden yakalayıp geri çevirme ya da arkasından sarılma da olmazsa olmazdır :)
Şimdilik aklıma gelen hususları bir oturuşta yazdım, tembelliğim izin verirse, biraz biraz bu konu hakkında yazmak istiyorum arada, hem belki ortak yazılar da çıkartabiliriz ortaya, kim bilir :)
Bir sonraki yazıma kadar esen kalın efenim 

You Might Also Like

2 yorum

  1. Çok keyif alarak okudum canım eline sağlık. Ben de Amerikan ve İngiliz dizilerinden başka alanlar arıyordum bir bakabilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyarmadı deme bak, bağımlılık yapabiliyor:)) Tatlı yorumun için ayrıca teşekkür ederimmm ❤

      Sil

burdan buyrun efenim, çekinmeyin, ben hiç çekiniyor muyum? :)